Birinci ulusal WC sempozyumu

114 Kasımıssa

PAUR

BİR GÜN ııivısi
CKURTHANTFIŞEK s t

irinci Ulusal Tuvalet SempozyuB mu’na ben de dâvetliydim… Gide
medim, üzüldüm. Çok şey kaçır-t

mışım…

Sunulan bildirilerden birinde, halkımızın “tahret-temizlik” anlayışı sert
eleştirilere konu olmuş… Araştırmacılardan biri, hiç üşen
Biii ulusal wc sempozyumu

9 “Gazete-kitap düşmanı mısınız?”
Zâten kitap-gazete az okunuyor
memleketimizde… Adam başına düşen
kitap ve gazete miktarı, tuvalet kağıdından bile az… Tuvalet kağıdına talep artarsa, gazete-kitap kağıdı fiyatları da artar. Yazık değil mi? ı

memiş, tuvalet kağı- ç r–~ . WE] ;Raf k:::
dının Türkiye’deki 5ULU *L km »Kranarın im_
tarihini mcelemlşm BÜYÜK 5233 ` parıaıtorların bafrına

Yaptığı tesbitlere göre, 23 yıl önce tanışmışız tuvalet kağıdıyla… Yani, 12
Marftan’ hemen
sonra…

Ama, sahip çıkmamışız, bir türlü
alışamamışız…

Kişi başına yılda
200 gram, yani 2
rulo kağıt tüketiyor- l
muşuz… Eski yöntem (suyla temizleme)
“bisürü” hastalığa sebep oluyormuş,
“çağ atlamak” için sudan vazgeçip ka›ğıda dönmemiz gerekirmiş…

Aahhh Vaaahhhh!

f**

Katılsaydım, ne derdim?

“Aslını inkâr eden nâmerttir…”

Efendim, “WC” dedikleri şeyin
açılmış ingilizcesi “water closet”tır. Yani, “su d0labı”… Temizlenme ve taharetlenme için su bulamadılar, kağıtla yetindiler. Yolsa, adını “PC” (paper closet)
koyarlardı.

ğı, Fransa’nın Versailles sarayında,
1904 yılına kadar,
tuvalet yoktu, otu
ra edilir, fazlalıklar
kağıtla silinir, pencereden dışarıya,
bahçeye boca edilirdi. Bahçede gezinenlerin, alttan geçenlerin vay haline!

6 “Duvar yazılarınız niye yok?”
Tahıl ağırlıklı beslenme rejimle

rinde kabızlık yaygın, fert başına tuvalette geçen süre fazladır. Boş zamanı
bol olan yazı yazar. Kağıt bulamazsa
duvara yazar. Dünya tuvalet literatürüne yaptığımız “duvar yazısı” katkıları bir antoloji haline getirilemez miydi?

e “Sahi, Ali Sami Yenstadında
niye kadın tuvaleti yok?”

Şöyle de bitirirdim sunuşumu…
“Su gibi aziz olun…”

BÜYÜK ŞEHİRLERE “KENT VERGİSİ” GELİYOR…

s

rak vardı. Oturakla-

am..

Geldi.? güce kalıcı mı? t
İncirlikße üslenen Çekiç Güç’Ün_ görev süre
si uzatılacak… SHP grubunun yarısı,.CHP

ve DEP’in tamamı aleyhte oy verecek,
ama, Clint0n’un endişesi olmasın, hariciye’
mizin ve başbakananamızın senettir.

Irak Cumhuriyetinin 36’ncı paralelin kuzeyinde kalan’ topraklan üzerinde (Kürt böl~
gesi) egemenlik haklarını kullanmasını engelleyen “Çekiç Güç” geldi geleli, biz nasıl
etkilendik?

Sert geçeceğe benzeyen TBMM görüşmelerinde, özellikle CHP’liler ilginç bir tesbit
getirecek… “Çekiç Güç’ün orada konuşlanmasından sonra, Saddam kuzeye çıkamaz,
Türkiye güneye inemez oldu. Ama, onun dışında, Türkiye’nin sınırı yolgeçen hanına
döndü. Asker, sivil, PKK ölü sayısı yüzde
1.162 arttı…”

“Gazetecileri f ” .
kısıtlı 0rum.Müsaade ğ*** ‘
etmıyorlar ki, rahat â
konuşalım…” l
(Ahmet Kenan Evren, ll Mayıs 1989)

own ÇAĞLAR _,

Senden yüz kere, bin kere özür
diliyorum. Bursa’nın Osmangazi ilçesinde düzenlenen yemekli-içkilimankenli gecede, Tansu Çiller’e
karşı, başbakananamızın “kardeşi
kadar” sevdiği Mehmet Gazioğlu’yla cephe kurduğunu yazmıştım.

Yanıldım. Cephe, Tansu hanıma
karşı değil, ondan yanaymış…

“Beşli Çete” olarak anılan arkadaşlarını niye sattığını önceleri
aklım almadı.

“Aklın yolu birdir, l love Tarısıı!”
diyorsan, benim diyeceğim yok…

Ama, son iki ay içinde aldığın
450 milyar liralık teşvik kredisiy e,
özelleştirilecek Sümerbank’ı satın
alacaksan (ki 0 haberler çok yoğun), herkesin diyeceği çok şey
var. t

Mahmutpaşa iplikçiliğinden Sümerbank dokumacılığına 15 senede nasıl gelindiğini sorarlar insa«
na… Sormaya da devam ederler.
Meclisteki her oy verişinde…