Tarih hep tekerrür etmek zorunda mı? (2)

 

6 Ağustos 2000

Tarih hep tekerrürtmek zorunda mı? (2)

NFLASYON hızı belli oldu. Beklenenl den biraz yüksek… Tartışmalar büyüi meye, tansiyon tırmanmaya başladı.
Kabahat kavun-karpuzda mı, kelekte
‘, yoksa keleğe gelenlerde mi?
Ona benim aklım ermez… Ermez, çünkü, ikı ttan anlamam… Cebimdeki paraya baka, ay sonunu borçsuz-harçsız bulursam ne
utlu Türk’üm diyene, şükürler olsun Devlet
ba’ya…

***

Perşembe günü nerede kalmıştık? Hahh, haadım, Baba’nın devr-i saadetinde, 1970’te,
ndikalar yasasının değiştirilmesi teşebbüsünw bulunuldu. Yazmıştım o zaman… Baba’nın
lı görevi vardır.

l Evlatlannı, aile efradını korumak, kollamak

2 Muhterem anamı şaapmak…

***

Enflasyon hızının yüksek çıkmasının _bütün
rumlusu işçiler, memurlar, emekliler… lnsafa
lip biraz normale uygun zam veren patron
Hırsızın hiç mi hiç suçu yok…

l Kıbrıs’taki kumarhanelere akıtılan paraların
aturasını çıkartsınlar önce… Kumarhaneleri
orumakla görevli ve yükümlü kolluk kuwetlerie devletin savunma bütçesinden oluk gibi akıan paraların çeyrek asırlık bilançosunu çıkartanlar…

***

Neyse! Konuyu saptırmayalım. ..

Enflasyon hızının artmasının sorumlusu işçiler, memurlar, sendikalar…

Kendisini işçi babası varsayan başbakanla
dokuzuncu cumbaba’ma özel ithafımdır. Ben
de babayım, siz de babasınız… Babadan babaya fark var.

Ya iskele babası, ya şambabası…

kVAslandaşr-Bıçakçı ekürisinin “Popüler

Siyasi Terimler Sözlüğü” kitabından 155′

azîraneelaylannı aktarımdsım Devamını#

edeyim…

Sendikalar Kanunu ‘ndaki bütün bu değişikliklerin gerekçesi, Türkiye’deki
“sendika bolluğuna son vermek” ve
“güçlü bir sendikacılığı kurmak”tı.

Bu uygulamanın, DİSK’in kapatılmasıyla, TURK-İşin artan yetkileriyle, işçi
örgütlenmesinin “tekel “i haline gelmesiyle sonuçlanacağı apaçıktı.

Nitekim Adalet Partisi hükümetinin
Çalışma Bakanı Seyfi Oztürk, açıkça,
“DİSK kapatılacaktır” derken, değişiklikleri ve TURK-İŞ? şöyle savunuyordu:
“Hür sendikacılığm kadrini bilmeyenlere,
bunu bildirecek hükümler getirilmektedir. TURK-İŞ kızıl dikta isteyen şer kuvetleri karşısmda demokrasinin teminatıdır…”

Cumhuriyet Halk Partisi de hükümete
paralel bir yaklaşım içindeydi. Uçte bir
oranında işçiyi temsil şartı, TURK-İŞ
üyesi CHP’li milletvekillerinin önerisiydi
ve TBMM’de CHP gnıbu adına konuşan
Burhanettin Asutay, “Bu tasarı sendikacılığımızın güçlü hale gelmesini temin

edecektir… Adaleti, musavatı, hürriyeti
ve birliği sağlayacak bu kanuna CHP
olarak müspet oy vereceğiz” diyordu…

Bütün suç çalışanlarda, çalışanlann örgütlerinde…

Derken, AP-CHP uzlaşması ve birlikteliği
oluştu.

Bakalım, sonucunda ne oldu.

***

15 Haziran 1970 günü AEG, Eti, Arçelik, Türk Demir Döküm, Otosan,
Grundig, Phillips, Singer, Aygaz, Profilo
gibi İstanbul ve Kocaeli’nin belli başlı büyük işyerlerinde işçiler -iş bırakarak
yüşe geçtiler. Gün boyunca, 115 işyerinden 70 bin işçi sokaklardaydı. Ancak
olay çıkmadı.

16 Haziran günü yeniden yürüyüşe geçen işçilerle güvenlik kuvvetleri arasında
çatışmalar çıktı, biri toplum polisi, 5 kişi
öldü, 200 ‘den fazla kişi yaralandı.

Olaylar üzerine İstanbul ve Kocaeli’nde sıkıyönetim ilan edildi.

Başbakan Demirel olayları bir “ayaklanma” olarak niteliyor ve “rejim tehlike
altındadır” diyordu. İşçileri teşvik ve tahrik ettikleri gerekçesiyle tutuklanan
DİSK yöneticileri beraat ettiler. TİP Anayasa Mahkemesi’ne başvurdu, yasa değişikiğinin çok büyük bölümü iptal edildi.

***

Sonra nooldu nooldu? Dokuz aylık normal
bir gebelikten sonra, 15-16 Haziran 1970,
12 Mart l971’i doğurdu.

lnsanlann ekmeğiyle, hayatıyla, can güvenliğiyle oynamanın nereye gittiğini hâlâ öğrenemediniz mi babacıklarım?