Nerede kalmıştık? Kediler nankör mü?

PERŞEMBE, 22 Şubat 2001 .

,ı;.':ıl`(llJ`RTHAN-iîFvlŞEK
Nerede kalmıştık?
Kediler nankör mü?

AYIN başbakanımızın, tarafsız aracılar
eliyle, sayın cumhurbaşkanırnıza gönderdigi “Kaldığımız yerden devam’ edeliml” çağrısına, Çankayddan olumlu cevap gelince, devlet zirvesindeki gerginlik yumuşadı.

Gözler pazartesiye çevrildi.

Ama, akla takıları bazı sorular ve sorunlar var.
Sayın Sezer, MGK toplantısını açarken espri
yapabilir, Levent Kırca’nın “Nerede kalnuş
tık?” klasiğini tekrarlayabilir. Hava asıl o zaman
yumuşar. Bu anlamsız kavgada “barış gücü” rolüne sıvanan MGK’nın asker üyeleri bile rahatlar.

Peki, devam etmesine edelim de, nerede kalmış
tık? Sezer, 1982 anayasası kitapçığırıı Ecevife at

z’ mış veya uzatmış (yoruma bağlı), devlet bakanı ve
1 başbakan yardımcısı Ozkan da ayniyle iade etmişti.

Orada kalıp oradan aynı şekil ve üslûpla devam

l edilecekse, kan çıkar.

O anayasayı, birbirlerine fırlatacaklarına, keşke,
elbirliğiyle çöp sepetine atsalar, yenisini yapsalardı.
*k i’ i’

2 Pazartesi günkü toplantıya kimler katılacak?
Bildiğim kadarıyla, ışığı gören herkes katıla
maz, davet gerekir. Davet sahibi, devletin, dola
yısıyla MGKhm da başı olan cumhurbaşkanıdır.

Kalınan yerden devam edilecekse, Hüsamettin Ozkan çağrılır mı?

Çagrılmazsa ne olur, çağnlırsa ne olur? llginç bir
soru… Cevabını bilmiyorum, pazartesiyi bekliyorum…
3 Sezer cumartesi günü Mısır’a gidiyor. D8 zir
vesine katılmak için… Pazar akşamı, geceyarısına doğru dönmüş olacak… Ya uçak kalkmazsa?
Ya hava muhalefeti yüzünden başka yere iner,
toplantıya yetişemezse?

Noolacak imdi? Toplantıya, ya TBMM Başkam Omer lzgi, o olmazsa Başbakan Bülent
Ecevit başkanlık edecek elbette…

Peki, toplantı nerede yapılacak? Genelkurmayda
mı, Çankaya’da mı, yoksa Başbakanlık binasında mı?

Pazartesiyi bekleyedururken, asıl meseleye gele
A. 4

iri’

Hüsamettin Özkan, sayın başbakanımız
Köşkü terk ederken, sayın Cumhurbaşkanımız
için, “Nankör Kedi” demişmiş…

Konu ve gündem değişiverdi. Kedi nankör
mü, değil mi?

llk tepki l.U._Veterinerlik Fakültesi öğretim üyesi
Doç.Dr. Tamer Dodurka’dan geldi: “Kediler
karakterlerinden taviz verınedikleri için nankörlükle suçlanıyor. Oysa insanlara kişilik
dersi veriyorlar. Köpekler 14 bin yıl önce,
kediler sadece 6 bin yıl önce evcilleştirildi.
Kedi besleyeııler, aynı zamanda, yabani hayvan beslemenin hazzını yaşarlar. Köpek gibi
ufak bir hediyeye kanmaz kediler… Bu da
gururundan kaynaklanıyor. Kişiliklerinden
taviz vermez, karakter dersi verirler…”

Sevgili Mümtaz Soysal hocam da, Hürriyet’te, bu görüşe tam destek verdi.

“Bizim Mırmk için nankör demeye bin şahit ister. Tatilde bahçeye çıkabildiği zaman,
sevdiklerinin evine başka kediler yaklaşmasın diye, on yedi yaşmda olınasma rağmen,
canını dişine ve pençesine takar, en çetin hırlaşmalan bile göze alır. Ona göre, evin savunulmasmı ihmal, kendisine gösterilen sevgiye
nankörlük etmektir. Yapmaz. Nankör olsaydı, ara sıra kendisine bir şeyler veren komşulara da yaltaklamr, bir-iki lokma karşılığı onların kedilerini bizim avluya sokardı. Köpekseverlerin köpek sevgilerini ‘sadakat’ kavramına dayandırmalan gibi, kediseverler de
nankörlük suçlamasıru reddetmek, ‘karakter’
kavramını savımmak zorundadır…”

*k a: a:

Senin gözünde olmayabilir, benim gözümde olmayabilir, ama, sayın başbakanırrıızın yakın çevresinin gözünde, kedi nankördür.

Altı yıl kadar önceydi.

Gözleri gibi baktıklan, elbebek-gülbebek büyüttükleri, elcağızlanyla beslediklen’ sürü-sepet kedilen’, Qr-An sitesindeki evlerinden kayboldular.

Once “suikast-itlaf-intikam” zannedildi.

Sonra gerçek anlaşıldı. Bütün o kedicikler, topluca, kapı komşusu Alpaslan Türkeş’in bahçesine sığınmışlar meğerse…

.